Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi

Özellikle bu ürünlerin markalaşması, ticarileşmesi yolunda atacağınız her adıma bakanlık olarak, hükümet olarak biz desteğimizi verdik, vermeye de devam edeceğiz” dedi.

Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından Türkiye’nin yöresel ürünlerini dünyaya tanıtmak, Ankara’yı bu ürünlerin ticaret ve ihracatının merkezi haline getirmek amacıyla düzenlenen Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi başladı. Mesut Yar’ın sunumuyla ATO Congresium’da gerçekleşen zirveye Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Ankara Valisi Ercan Topaca, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Başkanı Rifat Hisarcıklıoğu ve çok sayıda davetli katıldı. Bakan Tüfenkci zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye için coğrafi işaretli ürünlerin çok önemli olduğunu belirterek, “Bizde coğrafi işaretli ürün olma kapasitesine sahip olan ürün sayısı Avrupa Birliği’nin toplamından daha fazla. Dünya pazarlarında coğrafi işaretli tescil ürün, eş değerine göre yüzde 2.2 kat daha pahalıya satılıyor. Yöresel ürünlerin coğrafi işaretli ürünler kategorisine girmesi ve ekonomik değer haline gelmesi için buradaki gibi fuarlar da çok önemlidir. Ülkemiz, yöresel ürünler bakımından gerçekten çok zengindir. Sağımıza baksak, 81 vilayete baksak, onların ilçelerine baksak tamamında coğrafi işaretlere konu olabilecek yöresel ürünler olduğunu görüyoruz ama burada şuna da dikkat etmek gerekir; yöresel ürünlerle coğrafi işaret almış ürünleri birbirinden ayırmamız gerekiyor. Özellikle yöresel ürünlerimiz, ekmeğimizden tarhanasına, reçelimizden peynirine sayılmayacak kadar birçok çeşidi vardır. Her yöreye özgün ürünlerle karşılaşabiliyoruz, ancak belirli bir bölgeden kaynaklanan bir ürünün sadece o bölgede bulunabilecek karakteristik özellikler taşıdığını ifade eden ad ve işaretler coğrafi işaretlerdir. Bunlar tarım ürünleri olabildiği gibi sanayi ürünleri de olabilir, değerli taşlar da olabilir, yöresel yemeklerden de oluşan anonim değerler olabilir” ifadelerini kullandı.

Yerliliği ve milliliği koruma, geliştirme adına her türlü tedbiri ve teşviki alacağız

Bir ürünün coğrafi işaret almış olmasının tüketici için ürünün özellikle sadece kaynağını, karakteristik özelliklerini değil, ürünün karakteristik özellikleriyle coğrafi alan arasındaki bağlantıyı gösteren, tüketilen ürünü garanti altına alan bir nevi kalite tescili olduğunu söyleyen Bakan Tüfenkci, “Bu yönde üretilen ürünler herhangi bir nedenle ün kazanmış olabilir. Özellikle bu coğrafi ürünlere, yöresel ürünlere gençlerimizin sahip çıkması, gençlerimizin geleneği geleceğe taşıması bakımından da çok önemli. Bizim kültürümüz çok zengin. Bu kültürü geleceğe taşımada gençler için ne kadar önemli olduğunu ve bu anlamda da gençlerimizin bu ürünlere ve yörelerimize sahip çıkması da her şeyden önemli. Biz, yerliliği koruma, geliştirme adına, milliliği geliştirme adına her türlü tedbiri ve teşviki alacağız. Sadece yerli ürünleri üretmek yetmiyor, yöresel ürünleri üretmek yetmiyor. Coğrafi işaret almak, alınmış ürünleri üretmek yetmiyor. Onları marka haline getirmemiz lazım, dünyaya tanıtmamız lazım. Sadece belli bir coğrafyanın insanlarının tanıdığı ürünleri, tüketildiği noktadan çıkarıp bütün dünyanın tadabileceği, bütün dünyada marka olabilmiş ürünler üretmemiz lazım. Dolayısıyla da her yöresel ürünün, her markanın olduğu gibi bir hikayesinin olması gerekir. İşte bu hikayeyi de gençlerle beraber o yöredeki insanlar, o yörenin markaları yazacak, ben buna inanıyorum” şeklinde konuştu.

Hedefimiz Türkiye’yi de marka haline getirmek

“Biz, 16 Nisan’da da Türkiye’de yerli ve milli bir dönüşüm gerçekleştirdik” diyen Bakan Tüfenkci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu yerli ve milli dönüşümle beraber hedefimiz Türkiye’yi de marka haline getirmek, Türkiye markasını büyütmek istiyoruz. Dolayısıyla biz bu anlamıyla coğrafi işaretler noktasında, yöresel ürünler noktasında sizlere her türlü desteği vermeye hazırız. Özellikle bu ürünlerin markalaşması, ticarileşmesi yolunda atacağınız her adıma bakanlık olarak, hükümet olarak biz desteğimizi verdik, vermeye de devam edeceğiz. Yedi coğrafi bölgemizin içerisinde bulunan her bir ürünün tadını, karakterini ortaya koyma noktasında ve tüketimini endüstriyel hale getirme noktasında biz gerekli desteği veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz. Bu ürünlerle birlikte özellikle markalaştırdığımızda turizme de ciddi anlamda destek vereceğimize inanıyoruz.”

Konuşmaların ardından protokol, Ankara’nın simgesi olan tiftik keçisini kucaklarına alarak toplu fotoğraf çekildi.

Bir önceki yazımız olan Altındağlılara ’Osmanlı’da kadının yeri’ anlatıldı başlıklı makalemizde Bilim Teknoloji, Borsa ve Döviz hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir