Memur-Sen İran ve Rusya Büyükelçiliği önünde İdlib katliamını kınadı

Yılmayacağız, pes etmeyeceğiz. İnsanlık, vahşete karşı birleşip hem Rusya’yı, hem ABD’yi ve İran’ı, hem de Esad’ı veto etmelidir dedi.

Memur-Sen ve çok sayıda STK temsilcisi, Suriye’nin İdlib bölgesinde yüzlerce çocuğun zehirlenerek ölmesine neden olan kimyasal saldırıyı protesto etmek için önce İran, ardından Rusya Büyükelçiliği önünde protesto gösteri yaptı. İlk olarak İran Büyükelçiliği önüne gelen grup, burada beraberlerinde getirdikleri 100 adet temsili tabutu elçiliğin önüne bırakıp, gıyabi cenaze namazı kıldı. Daha sonra tabutları alarak Rusya Büyükelçiliğine doğru hareket eden grup, tabutları elçilik önüne bıraktı. Burada protesto gösterine katılan temsilciler adına basın açıklaması yapan Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, “Kahrolsun vahşet koalisyonu. Yılmayacağız, pes etmeyeceğiz. İnsanlık, vahşete karşı birleşip hem Rusya’yı, hem ABD’yi ve İran’ı, hem de Esad’ı veto etmelidir” açıklamasını yaptı.

“Ancak bir olursak, biz olursak başaracağız”

Yalçın, “Geçmişte olduğu gibi bir araya gelerek coğrafyamızın ve insanlığın kanayan yaralarını saracağız. İşte o zaman çocuk tabutları değil, umut taşıyacağız dünyaya. O zaman bu tabutların içinde çocuk bedenleri değil, uluslararası dünyanın kirli tezgâhları, BM’nin suskunluğu, AB’nin tel örgüleri, emperyalizmin paylaşım planları, mezhep asabiyeleri, ulusal çıkar putları, Şebbiha medyasının algı operasyonları ve ümmetin sessizliği olacak. O halde biliyor ve haykırıyoruz ki ancak bir olursak, biz olursak başaracağız” diye konuştu.

“Ses vermek için buradayız”

Ortadoğu’nun yeni vahşet üçlüsünün Esad, Putin ve Hamaney olduğunu belirten Yalçın, “İslam âlemi sustukça şer odakları ölüm kusmaya devam edecek. Ya haykırıp ses vereceğiz ya da onursuzca çocukların katlini seyredeceğiz. Biz ses vermek için buradayız. Putin’e, ‘Elini Ortadoğu’dan çek’, İran’a ‘Esad’ı desteklemekten vazgeç’ uyarısını yapmak için buradayız. ‘Esad gitmeli zulüm bitmeli’ iradesini ortaya koymak için bu alandayız” ifadelerini kullandı.

“İran, Rusya ve Esad soykırımı da aşan vahşetlerine devam ediyor”

4 Nisan’da İdlib’de Esad’ın kimyasal silahlarla yaptığı katliamı hatırlatan Yalçın, İdlib’in ilk olmadığını, engellenmediği takdirde son da olmayacağını söyledi. Yalçın, “Hama’da, Halepçe’de, Halep’te yaptıklarını İdlib’de tekrar ettiler. İnsanlık, Baas rejiminin vahşetini boş gözlerle izledikçe İran, Rusya ve Esad soykırımı da aşan vahşetlerine devam ediyor. Vahşetin üç atlısı, üç maymunu oynayan uluslararası toplumdan güç alarak vahşet galerisini büyütüyorlar. Esad’ın yaşaması için kardelenleri kanla suluyorlar. Barış ve huzur güvercinlerini kanatlarından vuruyorlar. Susmayacağız. Susarsak kalbimiz kurusun” dedi.

“İran mazlum ümmetin Brutus’u olmuştur”

“Başta Rusya ve İran olmak üzere rejimi destekleyen bütün unsurlar, rejimin Doğu Guta’da gerçekleştirdiği kimyasal katliamdaki tavrını bugün de yineliyor” diyen Yalçın, “İran yine Esad’ı ve rejimini temize çıkarmanın peşinde koşuyor. Güvenlik Konseyine sunulacak tasarıyı veto edeceğini ilan ediyor. Rusya’nın ve Çin’in vetosu ölümü seyretmekten ve ölü saymaktan başka bir işe yaramayan BM’nin defosudur. İnsanlık, vahşete karşı birleşip hem Rusya’yı hem ABD’yi ve İran’ı hem de Esad’ı veto etmelidir. İran, Hama katliamında Hafız Esad’a verdiği desteği bugün de zulüm varisi Beşşar Esad’a vermektedir. İran, mazlum ümmetin Selahaddin’i olabilecekken, Brutus’u olmayı tercih etmiştir. Suriye, emperyalizmin kapitalist ortaklarının yeni paylaşım sözleşmesini yazacakları ve imzalayacakları kanlı masasıdır. En çok kan akıtanın en çok payı aldığı bir kanlı sofradır. Kirli dünya düzeni, kendi hesaplaşmasını masumlar ve mazlumlar üzerinden yürütüyor” dedi.

“Suriye’nin onurlu halkı direniyor”

Yalçın sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Suriye’nin onurlu halkı, kadınları ve çocuklarıyla sadece Esad’a, Rusya’ya ve İran’a karşı değil Hizbullah, PYD, DAİŞ’e karşı da mücadele ediyor. Bunlarla da sınırlı değil, ABD’nin vahşet diplomasisine, İngiltere’nin ve AB’nin menfaatperestliğine karşı da direniyorlar. Gönüllü Şebbiha çetelerinin algı operasyonlarıyla da başa çıkmaya çalışıyorlar. Türkiye’de gönüllü Şebbiha çetelerinin Esad’ı temize çıkarmaya yönelik saptırma, çarpıtma ve algı operasyonlarına her gün şahitlik ediyoruz. Onlar çocukları yaşatmanın, insanlığın sesi olmanın değil, Esad’ı çöküşten, Baas’ı yok oluştan kurtarmanın derdinde ve peşindeler. Suriye halkı, vahşet karşısında ölü numarası yapan BM’nin ihanetine, insan hakları örgütlerinin sağırlığına ve dilsizliğine, ümmet sorumluluğunu taşımayan bölge ülkelerinin körlüğüne karşı da mücadele ediyor. İdlib’te sinir gazıyla katledilen insanlara engel olmayanlar, kendi ülkelerinin sınır inşa ettikleri duvarlar, hendekler ve tel örgülerle mazlumların hayata tutunmasına da engel oluyorlar. Batı, duvarların, hendeklerin ve tel örgülerin arkasına sığına dursun, Aylan bebeklerin, Ümran çocukların ve nice isimsiz mazlumun ölümlerine eşlik eden çığlıklar sınır ve engel tanımıyor. O çığlıklar Batı’nın kara tarihine yeni bir vicdansızlık senfonisi olarak kaydedilecektir.”

“BM, insanlığa karşı Truva atı olmayı tercih ediyor”

Son üç yılda Suriye’de gerçekleştirilen 162 kimyasal saldırı karşısında BM’nin sessiz kalmasını eleştiren Yalçın, “BM, İslam dünyasında kurulan sistematik kan tezgâhının hem sorumlusu hem de sürdürücüsüdür. Küresel vesayetin kurucu iradesi BM, taşıyıcı unsuru Güvenlik Konseyidir. Filistin’e, Bosna’ya, Arakan’a göz kapatan vetolar bugün Suriye için sahaya sürülüyor. Güvenlik Konseyi, insanlığın güvenliği için değil, kapitalizmin ve emperyalizmin güvencesi için varlığını sürdürüyor. BM’nin varlık nedeni olan tüm ilkeler, vetoya dayalı vesayet sistemi nedeniyle bizzat BM’nin gözetiminde ve korumasında çiğneniyor. BM bu sistemle insanlık için Nuh’un gemisi olmayı değil, insanlığa karşı bir Truva atı olmayı tercih ediyor. Bu nedenle ’Dünya 5’ten büyüktür’ iradesi, insani trajedilerle her geçen gün daha çok sarsılan insanlığın geleceği için umuttur” şeklinde konuştu.

“Zalimlerle hesaplaşmayı sürdüreceğiz”

Memur-Sen olarak çağın vicdanı olma sorumluluğuyla hareket ettiklerinin altını çizen Yalçın, “BM’nin yapısının değişmesi için her platformda ‘Dünya 5’ten büyüktür’ iradesini savunduk, savunacağız. Bugüne kadar yaptığımız gibi yine zulümleri ifşa etmeyi, zalimlerle hesaplaşmayı sürdüreceğiz. ‘Esad gitmeli, zulüm bitmeli’ demekten vazgeçmeyeceğiz. Suriye halkı özgürleşene kadar ‘Rusya ve İran, Suriye’den defol’ diye haykırmayı bırakmayacağız” açıklamasını yaptı.

“Eğer Çanakkale geçilmez iradesini Suriye’ye taşıyamazsak daha uzun zaman çocuk tabutları taşımak zorunda kalacağız” ifadelerini kullanan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

“BM’den, AB’den, NATO’dan himmet beklemenin, kendi ellerimizle başımızı giyotine sokmaktan farksız olduğunu biliyoruz. O halde Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Arap’ıyla bir araya gelip nasıl ki Çanakkale’de destan yazdıysak, nasıl ki 15 Temmuz’da işgal girişimini çöpe attıysak, coğrafyamızın ve insanlığın kanayan yaralarını da aynı ruhla saracağız. İşte o zaman çocuk tabutları değil, umut taşıyacağız dünyaya. İşte o zaman bu tabutların içinde çocuk bedenleri değil, uluslararası dünyanın kirli tezgâhları, BM’nin suskunluğu, AB’nin tel örgüleri, emperyalizmin paylaşım planları, mezhep asabiyeleri, ulusal çıkar putları, Şebbiha medyasının algı operasyonları ve ümmetin sessizliği olacak. O halde biliyor ve haykırıyoruz ki ancak bir olursak, biz olursak başaracağız. Özümüze döner, Allah’ın ipine topluca sarılırsak kazanacağız. Bu vesileyle bir kez daha İdlib’deki kimyasal katliamı ve sorumlularını lanetliyoruz. Bu saldırıda yaşamını yitirenlere Rahman’dan rahmet, yaralananlara Rabbimizden acil şifa diliyoruz. Ümmetimizin başı sağ olsun.”

Rus Büyükelçiliği önüne temsili tabutları bırakan grup, daha sonra olaysız şekilde dağıldı.

Bir önceki yazımız olan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şener: “1991 Körfez Savaşı’nda Özal dinlenseydi bugün DEAŞ terörü olmazdı” başlıklı makalemizde Bilim Teknoloji, Borsa ve Döviz hakkında bilgiler verilmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir